Denizin şıkır şıkır maviliğinde
yanyana yüzen iki rakı bardağıydık.
İçlerimiz taze ve tuzlu deniz havasıyla
kah nemli, kah sırılsıklamdı.
Dost sandallara takılırdık ara sıra.
Güneş, tam karşımızdan batardı.
Keyfimize diyecek yoktu, inan.
Günün her saati, gecenin her rengi,
sarhoşlar gibi mutluyduk denizde.
Hani her şey pembe görünür ya, karalar bile
boğaza karşı iki tek atmışsan.
Kumsaldaki balıkçılar bizi anlatırlardı birbirlerine.
Son ışıklar yansırken bizden dalgalara,
parmakla gösterirlerdi bizi.
Ne kadar da bir başımıza ve gururluyduk.
İçimiz dışımız ne kadar da birdi.
Öyle ki, bir yanımızdan bakan,
görürdü saydamlığımızdan öte yanımızı.
Çok da yaratıcı, çok da sanatçıydık.
Konuşurduk bazen kendi uydurduğumuz
deniz kızları ve erjerhalarla.
İki rakı bardağıydık, inan, yan yana yüzen
şıkır şıkır maviliğinde denizin.
21 Nisan 1994, İstanbul.
No comments:
Post a Comment