Hep o ev, hep o aynı ahşap ev. Hava soğuk. Gri sahildeyim.
Terkedilmiş bu evde sıcak yaz günlerinin ihtişamını hissediyorum-bir hayalet
yalayıp geçiyor yanaklarımı. Gözlerim etrafı tarıyor hafif bir korkuyla,
çekinerek. Ergen oğluna duyduğu saygıyla odasını gizlice, ama şefkatle kolaçan
eden bir anne gibiyim. Mermer merdivenlerin tüm basamakları aşınmış yüz yıllık
adımlardan. Boya isteyen ahşap dökülüyor, ama hala o kadar güzel ki…
Herkes nerede? Kalabalık olmalıydı. Neden sadece ben varım
burada? Dışarı çıkmalıyım. Merdivenler nerede? Hayal meyal anımsadığım
yerdeler, ama o kadar çaresiz görünüyorlar ki. Burada yanlarında kalıp ağlamalı
mıyım? Ben de gidersem buraya başka
kimse gelmeyecek, biliyorum. Kış rüzgarının taşıdığı kum doldurmaya başlamış
evin kıyısını, köşesini. Tüm çıkış yolları kapanıyor. Gitmeli miyim, kalmalı
mı?
7 Ocak 2009
No comments:
Post a Comment