Kaçmaya çalışıyor, ellerimin arasından kayıp gitmeye. Kötü
niyetinden değil, orada olmak istemiyor sadece. Yapacak daha iyi işleri var.
Oyun oynamak istiyor, ya da etrafta dolaşmak, sağı solu karıştırmak.
Ama dinlemek zorunda beni. Ona anlatmak zorundayım. Küçük
bedeninin içinde beni dinleyecek, bu sabrı gösterecek aklın saklandığını
biliyorum. Neden küçüksün, sen büyümüştün, delikanlı olmuştun. Kafam karışıyor.
İnmeye çalışıyor kanepeden, küçük bedeniyle onu kavrayan ellerimden
kurtulmaya. Çok da karşı çıkamıyor sevdiğinden beni. Herhalde anlayamyor onu
neden oturmaya zorladığımı, zavallı, küçük , sevimli şey.
Paniğim artıyor giderek. Çok az zamanım kaldı. Anlatmalıyım
ona, annesini üzmemesi gerektiğini tane tane, sakin sakin söylemeliyim. Yoksa
çok pişman olacağını. Annemi üzmesinden mi korkuyorum, onun sonradan yaşayacağı
pişmanlık duygusunun onu mahvetmesinden mi? Bilmiyorum.
4 Kasım 2008
No comments:
Post a Comment